Torakal Disk Hernileri

Ana Sayfa Uzmanlık Torakal Disk Hernileri

Sırt Fıtığı Hastalığı

Sırt Fıtığı Hastalığı

Omurganın boyunda 7, sırtta 12 ve belde 5 olmak üzere 24 omurun ve kuyruk sokumun oluşturduğu omurganın sırt bölümü omurilik fıtıkları açısından en fazla tehlike yaratan bölgesidir. Sırt bölgesinde 12 omurun bulunduğu omur arasında bulunan kıkırdağın aniden dışarı fırlaması sonucu omuriliğin direkt basısına neden olan fıtık grubudur. Nadir görülürler ama karakteristik bir semptomatolojisinin olmaması ve torakal bölgenin kendine has anatomik özellikleri nedenleriyle sinsi bir hastalık olarak karşımıza çıkabilen başa geldiğinde bu nasıl ağrı ya dedirten çıldırtan bir hastalıktır. Omurga patolojiler içerisinde teşhis ve tedavisi en zor olanlarından yada gözden kaçan bir durumdur.
 
Klinik semptom ve bulgular disk kıkırdağının dejenerasyonunun yada yok olması lokal mekanik etkilerinin sonucunda aksiyel yada orta ağrı ortaya çıkar. Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG)’nin yaygın kullanımı TDH teşhisinin sıklığını arttırmıştır
 
omurilik veya torakal sinir kökü baskısı nedeniyle zona ağrısı gibi ağrılar hastayı canından bezdirir, hastaların bir kısmı sadece karın ağrısı ile yada ara ara bel ağrısı tutulması şeklinde kendini gösterir. Her beyin omurilik ve sinir cerrahinin en çok zorlandığı ve tecrübe gerektirecek bir ameliyata götüren fıtık tipi budur.
 
Torakal disk hernisi yada sırt fıtığı nadir görülmesi nedeniyle bel fıtığı gibi ağrılı olduğu düşünülür ama her zaman ağrılı değildir. Çok ciddi işlevsel bozukluklara yol açabilen bir hastalıktır. Kendine has karakteristik bir kliniğe sahip değildir. Hastalar sadece sırt ve/veya karın ağrısı ile başvurabileceği gibi, klinik tabloyu sifinkter işlev kaybının eşlik ettiği omurilik fonksiyon kaybı  de oluşturabilir. Hastalığın doğal seyri tam olarak bilinmemektedir ve cerrahi endikasyon ve hangi tip cerrahi yaklaşımın yapılacağı konuları tartışmalıdır. Günümüze kadar her birinin kendine göre avantajı ve dezavantajı olan birçok cerrahi yaklaşım tanımlanmışsa da hangi yaklaşımın daha üstün olduğu konusunda bir fikir birliği yoktur.
Sırt fıtığı hastalığının belirtileri
 
Klinik bulgular yada şikayet herniasyonun şiddetine ve hangi seviyede olduğuna göre değişir. TDH’li hastalar çok çeşitli tabloda yada bulgularla başvurulabilir. Hastaların çoğunda travma hikayesi vardır. trafik kazası yada kürek atma yük kaldırma gibi nedenler olabilir. En sık görülen başlangıç bulgusu genellikle yanıcı veya saplanıcı şekilde tarif edilen ve sürekli ya da aralıklı olarak ortaya çıkan sırt ve yan ağrısıdır.
 
Lezyonun yerine göre bazen apandisit ağrısı yan ağrısı, karın ağrısı veya kasık ağrısı şeklinde olabilir. Hastaların bu klinik çeşitlilikten dolayı yanlışlıkla kolelitiazis, nefrolitiazis veya gasrit tanısı alması nadir değildir . hastalar çok şiddetli ağrı nedeniyle algolojiye giderler ve MRG çekilir ama yanlış yerin filmi çekilir ve tanı gecikir. Daha sonra ayak yada diz boşalması ile birlikte sık sık idrara çıkma şikayetleri de eklenince bulguların omurilik basısına bağlı olduğu anlaşılır ve biraz zaman geçer buda fıtığın kireçlenmesine neden olabilir. Üst belin  yada L1 seviyeleri arasındaki disk hernilerinde prezentasyon kauda equina veya konus medullarise olan baskı nedeniyle dışkı ve idrar tutumama olabilir.
 
Konus medullarisin üst seviyelerinde basısı olan hastalar genelde yürüme bozukluğu, alt ekstremitede güçsüzlük, spastisite ve/veya sfinkter kusuru (retansiyon, sık idrara çıkma, idrarını tam boşaltmama hissi veya inkontinans) gibi uzun yolak bulguları ile başvurmaları mütaddir. Torakal disk hastalarında yukarı doğru yada boyuna doğru ağrı yaratması durumunda tanden stenozdan yada ikili eş zamanlı fıtıktan bahsedilir ki bu oran % 25 oranında görülür. Eğer üst ekstremitelerde nörolojik bulgu tespit edilirse hastalar mutlaka servikal bölge patolojileri, santral patolojiler veya sistemik nörolojik hastalıklar açısından incelenmesi tavsiye edilmelidir.
Sırt fıtığı hastalığının tanısı
 
SIRT-TORAKAL FITIĞINDAN şüphelenilen hastalarda çok detaylı bir nörolojik muayene ve nöroradyolojik inceleme direkt grafi tomografi ve MR ile yapılmalıdır. Miyelopati olmayan hastalarda torakal patolojiyi atlamak ve mevcut bulguları beraberinde olan lomber bir dejeneratif tabloya başlamak olası bir durumdur. Hastaya ağrısının nerede olduğunu sormak ve yerini gostermesini istemek doğru teşhis koymaya yardımcı olur.
 
TDH olduğundan şüphelenilen hastada tanı koymak ve seviyeyi belirlemek için torakal MRG altın standart olmasına rağmen en duyarlı yöntem anamnez ve MRG dir. Kalp pili olan yada mrg çekilemeiyen hastalarda tomografi ve miyelo tomografi çok yardımcı bir teknikdir. Bunun dışında bir duyarlı teknik yoktur ama bir kısım hastalarda elektrofizyolojiden faydalanarak mesane motor gücü ve SEP – MEP gibi çalışmalar omuriliğin basısı hakkında bilgiler verebilir.



Uzmanlık